İşten Çıkarıldım, Haklarım Nelerdir?
İşten çıkarılmak, çoğu kişi için yalnızca işini kaybetmek anlamına gelmez. Aynı zamanda düzenli gelirden mahrum kalmak, sigorta kaydının sona ermesi, tazminatların ödenip ödenmeyeceği konusunda belirsizlik yaşamak ve çoğu zaman işverenin sunduğu belgeleri imzalama baskısıyla karşı karşıya kalmak anlamına gelir. Bu nedenle işten çıkarılan bir işçinin ilk etapta bilmesi gereken en önemli şey şudur: İşverenin “çıkışını yaptık” demesi, işçinin tüm haklarının sona erdiği anlamına gelmez.
İş sözleşmesi sona erdirilen işçinin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, ödenmeyen maaş, fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri gibi birçok alacağı gündeme gelebilir. Bunun yanında işçinin iş güvencesi kapsamında olması halinde işe iade davası açma hakkı da bulunabilir. Ancak bu hakların kullanılabilmesi için sürelere dikkat edilmesi, işverenden gelen belgelerin dikkatle incelenmesi ve özellikle ibraname, istifa dilekçesi, ödeme belgesi gibi evrakların gelişigüzel imzalanmaması gereklidir.
İşten Çıkarılan İşçi İlk Olarak Ne Yapmalıdır?
İşten çıkarılan işçinin ilk yapması gereken şey, işverenin fesih işlemini hangi gerekçeyle yaptığını öğrenmektir. Çünkü işverenin gösterdiği çıkış nedeni, işçinin hangi haklara sahip olacağını doğrudan etkiler. Örneğin işveren işçiyi haklı nedenle işten çıkardığını iddia ediyorsa kıdem ve ihbar tazminatı ödememeye çalışabilir. Buna karşılık işçi, bu fesih gerekçesinin gerçeği yansıtmadığını düşünüyorsa dava yoluna başvurarak haklarını talep edebilir.
İşçiye yazılı bir fesih bildirimi verildiyse veya gönderildiyse bu belge mutlaka saklanmalıdır. Fesih bildirimi yoksa işveren tarafından yapılan WhatsApp mesajları, SMS’ler, e-postalar, tanık beyanları, SGK çıkış bildirgesi, bordrolar ve banka ödeme kayıtları sonradan delil olarak kullanılabilir.
Uygulamada işverenler bazen işçiye “Bu belgeyi imzala, tazminatını sonra yatıracağız” ya da “Bu sadece çıkış işlemleri için gerekli” diyerek bazı belgeler imzalatmaya çalışmaktadır. İşçi, içeriğini okumadığı ve anlamadığı hiçbir belgeyi imzalamamalıdır. Özellikle “istifa ettim”, “tüm haklarımı aldım”, “işvereni ibra ediyorum”, “alacağım kalmamıştır” gibi ifadeler içeren belgeler sonradan işçinin aleyhine kullanılabilir.
İşten Çıkarılan İşçinin Alabileceği Haklar Nelerdir?
İşten çıkarılan işçinin hakları her olayda aynı değildir. İşçinin çalışma süresi, aldığı ücret, işten çıkarılma sebebi, işyerindeki çalışan sayısı, iş sözleşmesinin türü, fazla mesai yapıp yapmadığı, yıllık izinlerini kullanıp kullanmadığı ve maaşlarının düzenli ödenip ödenmediği ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Genel olarak işten çıkarılan bir işçi şu hakları talep edebilir: Kıdem tazminatı, İhbar tazminatı, Ödenmeyen maaş alacağı, Fazla mesai ücreti, Yıllık izin ücreti, Hafta tatili ücreti, Ulusal bayram ve genel tatil ücreti, Prim, yol, yemek, ikramiye gibi yan haklar, İşe iade davası hakkı, Kötüniyet tazminatı, Ayrımcılık tazminatı, Sendikal tazminat, SGK hizmet tespit davası, Eksik sigorta primi nedeniyle hak talepleri
Bu hakların hepsi her işçi için otomatik olarak doğmaz. Örneğin kıdem tazminatı için işçinin aynı işverene bağlı olarak en az bir yıl çalışmış olması gerekir. İşe iade davası için ise işyerinde en az otuz işçi bulunması, işçinin en az altı aylık kıdeminin olması ve iş sözleşmesinin belirsiz süreli olması gibi şartlar aranır.
Kıdem Tazminatı Nedir?
Kıdem tazminatı, işçinin işyerinde geçirdiği süreye karşılık olarak belirli şartların varlığı halinde ödenen en önemli işçilik alacaklarından biridir. İşçinin kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için kural olarak aynı işverene bağlı olarak en az bir yıl çalışmış olması gerekir.
İşveren tarafından yapılan her fesih kıdem tazminatını ortadan kaldırmaz. İşveren, işçinin iş sözleşmesini geçerli bir nedenle veya haksız şekilde sona erdirmişse işçi kıdem tazminatı talep edebilir. Ancak işveren, işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davrandığını iddia ederek haklı nedenle fesih yaptığını ileri sürerse kıdem tazminatı ödememeye çalışabilir. Bu noktada önemli olan, işverenin iddiasını ispat edip edemeyeceğidir.
Örneğin işveren, işçinin devamsızlık yaptığını, işyerinde kavga çıkardığını, hırsızlık yaptığını, güveni kötüye kullandığını veya işverene zarar verdiğini iddia edebilir. Ancak bu iddiaların yalnızca çıkış koduna yazılması yeterli değildir. İşverenin bu iddiaları tutanak, tanık, kamera kaydı, yazışma, savunma istem yazısı gibi delillerle ispatlaması gerekir. Aksi halde işçinin kıdem tazminatı hakkı doğabilir.
Kıdem tazminatı hesaplanırken işçinin son brüt ücreti esas alınır. Bu ücrete düzenli olarak ödenen yol, yemek, prim, ikramiye gibi para ile ölçülebilen menfaatler de dahil edilebilir. Bu nedenle kıdem tazminatı hesabı yapılırken yalnızca çıplak maaşa bakmak çoğu zaman eksik sonuca yol açar.
İhbar Tazminatı Nedir?
İhbar tazminatı, iş sözleşmesini sona erdiren tarafın karşı tarafa belirli bir süre önceden bildirim yapmaması halinde gündeme gelir. İşveren, işçiyi derhal işten çıkarıyor ve kanunda öngörülen ihbar süresine uymuyorsa işçiye ihbar tazminatı ödemek zorunda kalabilir.
İhbar süreleri işçinin çalışma süresine göre değişir. İşçinin kıdemi arttıkça ihbar süresi de artar. İşveren bu süre boyunca işçiyi çalıştırabilir veya bu sürenin ücretini peşin ödeyerek iş sözleşmesini sona erdirebilir.
Ancak işveren haklı nedenle fesih yaptığını iddia ediyorsa ihbar tazminatı ödemek istemeyebilir. Burada da yine fesih gerekçesinin gerçek olup olmadığına bakılır. İşveren haklı fesih iddiasını ispatlayamazsa işçi ihbar tazminatı da talep edebilir.
İşçinin kendisi haklı bir neden olmadan istifa ederse kural olarak ihbar tazminatı alamaz. Ancak işçi, maaşlarının ödenmemesi, sigortasının eksik yatırılması, mobbing uygulanması, fazla mesai ücretlerinin verilmemesi, sağlığını tehdit eden çalışma koşulları gibi haklı nedenlerle iş sözleşmesini sona erdirirse kıdem tazminatı başta olmak üzere bazı haklarını talep edebilir. Bu nedenle “istifa eden işçi hiçbir hak alamaz” düşüncesi her durumda doğru değildir.
İşten Çıkarılan İşçi Yıllık İzin Ücretini Alabilir mi?
İşçinin kullanmadığı yıllık izinleri varsa, iş sözleşmesi sona erdiğinde bu izinlerin ücretinin ödenmesi gerekir. İşçinin işten çıkarılma nedeni bu hakkı ortadan kaldırmaz. Başka bir ifadeyle işçi haklı nedenle çıkarılmış olsa dahi, kullanmadığı yıllık izin ücretlerini talep edebilir.
Uygulamada bazı işverenler bordrolarda işçinin yıllık izin kullandığını göstermekte, ancak işçi gerçekte izin kullanmamaktadır. Bu durumda yıllık izin formları, işyeri kayıtları, tanık beyanları ve çalışma düzeni önem kazanır. İşveren, yıllık izinlerin kullandırıldığını yazılı belgelerle ispatlamak zorundadır.
İşçi yıllık izinlerini kullanmadıysa, işten ayrıldığı tarihte bu izinlerin karşılığı ücret olarak ödenmelidir. Bu ödeme yapılmamışsa işçi arabuluculuk ve dava yoluyla yıllık izin ücretini talep edebilir.
Ödenmeyen Maaş, Fazla Mesai ve Diğer İşçilik Alacakları
İşçinin maaşının eksik veya geç ödenmesi, fazla mesai ücretlerinin verilmemesi, hafta tatilinde çalıştırılmasına rağmen ödeme yapılmaması, resmi tatillerde çalışıp karşılığını alamaması sık karşılaşılan işçilik uyuşmazlıklarıdır.
İşçi fazla mesai yaptığını her türlü delille ispatlayabilir. Tanık beyanları, işyeri giriş-çıkış kayıtları, puantaj kayıtları, mesajlaşmalar, görev listeleri, kamera kayıtları, vardiya çizelgeleri ve e-postalar fazla mesainin ispatında kullanılabilir.
Özellikle elden maaş ödenen işyerlerinde işçinin gerçek ücreti bordroda düşük gösterilebilmektedir. Örneğin işçinin gerçekte 35.000 TL maaş aldığı halde bordroda asgari ücretli gösterilmesi, kıdem ve ihbar tazminatı hesabını da doğrudan etkiler. Bu durumda işçi gerçek ücretini tanık, banka kaydı, meslek emsali ücret araştırması, yazışmalar ve hayatın olağan akışına uygun diğer delillerle ispatlayabilir.
İşe İade Davası Açılabilir mi?
Her işten çıkarılan işçi işe iade davası açamaz. İşe iade davası açabilmek için bazı şartların birlikte bulunması gerekir. Genel olarak işçinin işyerinde en az altı aylık kıdeminin olması, iş sözleşmesinin belirsiz süreli olması ve işyerinde en az otuz işçi çalışması gerekir. Ayrıca iş sözleşmesinin işveren tarafından geçerli bir neden olmadan feshedilmiş olması gerekir.
İşe iade davasında amaç, işçinin işine geri dönmesini sağlamaktır. Mahkeme feshin geçersiz olduğuna karar verirse işçi, kararın kesinleşmesinden sonra işverene başvurarak işe başlatılmasını talep edebilir. İşveren işçiyi işe başlatmazsa işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti gündeme gelir.
Bu davada süre çok önemlidir. İşçi, fesih bildiriminin kendisine tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurmalıdır. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılması gerekir. Bu süreler hak düşürücü niteliktedir; yani kaçırılması halinde işe iade hakkı kaybedilebilir. İşe iade talebinde arabuluculuk ve dava süreleri 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesi ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu kapsamında uygulanmaktadır.
Arabulucuya Başvurmadan Dava Açılabilir mi?
İşçi alacakları ve işe iade taleplerinde dava açmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur. Arabulucuya başvurmadan doğrudan dava açılması halinde dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilebilir.
Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, maaş alacağı, fazla mesai, yıllık izin ücreti, hafta tatili ve resmi tatil ücretleri gibi işçilik alacakları için önce arabuluculuk süreci yürütülmelidir. Arabuluculukta anlaşma sağlanırsa uyuşmazlık sona erer. Anlaşma sağlanamazsa işçi, son tutanakla birlikte iş mahkemesinde dava açabilir.
Burada dikkat edilmesi gereken önemli nokta şudur: Arabuluculuk görüşmesinde imzalanan anlaşma tutanağı bağlayıcıdır. İşçi, hangi alacaklardan ne kadar ödeme karşılığında vazgeçtiğini bilmeden anlaşma tutanağı imzalamamalıdır. Çünkü arabuluculukta imzalanan anlaşma belgesi, sonradan dava açılmasını engelleyebilir.
İstifa Ettirilen İşçi Haklarını Alabilir mi?
İşverenler bazen işçiye baskı yaparak istifa dilekçesi imzalatabilmektedir. İşçiye “İstifa etmezsen kötü kodla çıkarırız”, “Tazminatını almak istiyorsan bu belgeyi imzalaman lazım” veya “Bu sadece formalite” denilerek istifa dilekçesi alındığı durumlarla sıkça karşılaşılmaktadır.
Gerçek bir istifa, işçinin özgür iradesiyle ve baskı altında kalmadan yaptığı istifadır. İşçi baskıyla istifa ettirildiyse veya istifa dilekçesi gerçeği yansıtmıyorsa bu durum dava konusu yapılabilir. Mahkeme, istifa dilekçesinin hangi koşullarda alındığını, işçinin o tarihteki çalışma durumunu, varsa baskı iddialarını ve olayın bütününü değerlendirir.
Ayrıca işçinin istifa dilekçesi vermesi her zaman kıdem tazminatını kaybedeceği anlamına gelmez. İşçi, haklı nedenle iş sözleşmesini feshetmişse kıdem tazminatı talep edebilir. Örneğin maaşların ödenmemesi, sigorta primlerinin eksik yatırılması, fazla mesai ücretlerinin verilmemesi, işyerinde mobbing uygulanması, işçinin sağlığını tehlikeye atan koşullarda çalıştırılması gibi durumlar haklı fesih nedeni olabilir.
İbraname İmzalayan İşçi Dava Açabilir mi?
İbraname, işçinin işverenden alacağı kalmadığını belirten belgedir. Ancak her ibraname geçerli değildir. İşçinin işten ayrıldığı anda veya baskı altında imzaladığı, ödeme içermeyen, hangi alacakların ödendiğini açıkça göstermeyen belgeler her durumda geçerli kabul edilmeyebilir.
İbranamenin geçerli olabilmesi için işçinin gerçekten hangi alacaklarını aldığını bilmesi, ödemenin banka aracılığıyla yapılması, alacak kalemlerinin açıkça belirtilmesi ve kanundaki geçerlilik şartlarına uygun hareket edilmesi gerekir. Bu nedenle işverenin işçiye imzalattığı “Tüm haklarımı aldım, alacağım kalmadı” şeklindeki matbu belgeler her zaman işçinin dava açmasını engellemez.
Yine de işçi böyle belgeleri imzalamadan önce dikkatli olmalıdır. İmzalanan her belge, dava sürecinde ayrıca tartışılmak zorunda kalınır. Bu da ispat yükünü ve yargılama sürecini etkileyebilir.
İşsizlik Maaşı Alınabilir mi?
İşten çıkarılan işçi, belirli şartların varlığı halinde işsizlik maaşı alabilir. İşsizlik maaşı için işçinin kendi kusuru ve isteği dışında işsiz kalması, belirli süre sigortalı çalışmış olması ve işten ayrıldıktan sonra süresi içinde başvuru yapması gerekir.
İşverenin SGK’ya bildirdiği çıkış kodu, işsizlik maaşı bakımından önemlidir. İşveren yanlış veya gerçeğe aykırı kod bildirdiyse işçi işsizlik maaşı alamayabilir. Bu durumda çıkış kodunun düzeltilmesi ve fesih nedeninin doğru şekilde tespit edilmesi gerekebilir.
İşsizlik maaşı, işçilik alacaklarından farklı bir konudur. İşçinin kıdem, ihbar veya fazla mesai alacaklarını talep etmesi, ayrıca işsizlik maaşı başvurusu yapmasına engel değildir. Ancak başvuru sürelerinin kaçırılmaması gerekir.
Sigorta Eksik Yatırıldıysa Ne Yapılabilir?
Bazı işyerlerinde işçi tam zamanlı çalıştığı halde sigortası eksik gün üzerinden yatırılmakta, gerçek maaşı düşük gösterilmekte veya hiç sigorta yapılmadan çalıştırılmaktadır. Bu durum işçinin hem emeklilik hakkını hem de kıdem, ihbar, iş kazası, işsizlik maaşı gibi birçok hakkını etkiler.
İşçi, sigortasız veya eksik sigortalı çalıştırıldığını düşünüyorsa hizmet tespit davası açabilir. Bu davalarda tanık beyanları, işyeri kayıtları, mesajlaşmalar, kamera kayıtları, ücret ödemeleri, işyeri yazışmaları ve benzeri deliller önemlidir.
Sigortanın eksik yatırılması yalnızca SGK yönünden değil, işçilik alacakları bakımından da önem taşır. Çünkü işçinin gerçek ücreti bordroda düşük gösterilmişse tazminat hesabı da eksik yapılmış olur. Bu durumda gerçek ücretin ispatı ayrıca gündeme gelir.
İşçi Alacaklarında Zamanaşımı Süresi
İşçilik alacaklarında zamanaşımı süreleri alacağın türüne göre değerlendirilir. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai, ücret alacağı, hafta tatili ve genel tatil ücretleri bakımından uygulamada beş yıllık zamanaşımı süresi önem taşır. İş Kanunu Ek Madde 3 kapsamında bazı tazminat ve ücret alacakları için beş yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür.
Ancak işe iade davası bakımından durum farklıdır. İşe iade talebinde zamanaşımı değil, hak düşürücü süre söz konusudur. İşçi fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurmazsa işe iade hakkını kaybedebilir.
Bu nedenle işten çıkarılan işçinin “Nasıl olsa sonra dava açarım” düşüncesiyle beklemesi doğru değildir. Özellikle işe iade hakkı düşünülüyorsa süreler çok kısa olduğu için derhal hukuki destek alınmalıdır.
İşveren Tazminat Ödemezse Ne Yapılmalı?
İşveren, işçiyi işten çıkardıktan sonra tazminatlarını ödemezse işçi öncelikle arabuluculuk başvurusu yapmalıdır. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa iş mahkemesinde dava açılır. Mahkeme sürecinde işçinin çalışma süresi, ücret miktarı, işten çıkarılma nedeni ve diğer alacakları incelenir.
Dava sonucunda işçi lehine karar verilirse, hükmedilen alacaklar icra yoluyla tahsil edilebilir. İşverenin ödeme yapmaması halinde banka hesaplarına, araçlarına, taşınmazlarına veya üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına haciz uygulanabilir.
İşverenin “şirketin durumu kötü”, “para yok”, “sonra öderiz” gibi beyanları işçinin dava açmasına engel değildir. İşçilik alacakları, işçinin emeğinin karşılığıdır ve hukuken korunur.
İşten Çıkarılan İşçi Nelere Dikkat Etmeli?
İşten çıkarılan işçinin en sık yaptığı hata, işverenin sunduğu belgeleri okumadan imzalamasıdır. İkinci hata, işten çıkarılma sebebini öğrenmeden süreci kabullenmektir. Üçüncü hata ise arabuluculuk ve dava sürelerini kaçırmaktır.
İşçi özellikle şu konularda dikkatli olmalıdır:
İstifa dilekçesi imzalamamalıdır.
İbranameyi okumadan imzalamamalıdır.
Boş kağıda imza atmamalıdır.
“Tüm haklarımı aldım” yazılı belgeyi ödeme almadan imzalamamalıdır.
Maaş, tazminat ve izin ödemelerinin banka aracılığıyla yapılmasını istemelidir.
Fesih bildirimi varsa bir örneğini almalıdır.
WhatsApp, SMS, e-posta ve bordro kayıtlarını saklamalıdır.
Tanık olabilecek iş arkadaşlarının bilgilerini not etmelidir. (İş mahkemesi dosyalarında oldukça önem arz etmektedir)
İşe iade düşünüyorsa bir aylık süreyi kaçırmamalıdır.
İşten Çıkarıldım, Dava Açmalı mıyım?
Bu sorunun cevabı her dosyada farklıdır. Bazı durumlarda işverenin yaptığı fesih hukuka uygun olabilir. Bazı durumlarda ise işveren, işçinin haklarını ödememek için gerçeğe aykırı fesih nedeni göstermiş olabilir. Bu nedenle işçinin haklarını doğru şekilde değerlendirebilmesi için çalışma süresi, maaş miktarı, SGK kayıtları, bordrolar, fesih bildirimi, çıkış kodu ve ödeme belgeleri birlikte incelenmelidir.
İşten çıkarılan işçi, kıdem ve ihbar tazminatı dışında fazla mesai, yıllık izin, hafta tatili, resmi tatil, prim, yol, yemek ve eksik sigorta gibi birçok ek hakka sahip olabilir. İşveren yalnızca bir miktar ödeme yapmış olsa bile bu ödeme tüm alacakları karşılamıyor olabilir. Bu nedenle yapılan ödemenin gerçek hak edişi karşılayıp karşılamadığı mutlaka hesaplanmalıdır.
Sonuç
İşten çıkarılan işçinin hakları, yalnızca işverenin söylediği fesih gerekçesine göre belirlenmez. İşverenin yaptığı feshin hukuka uygun olup olmadığı, işçinin çalışma süresi, gerçek ücreti, kullanmadığı izinleri, fazla mesaileri, SGK kayıtları ve işyerindeki fiili çalışma düzeni birlikte değerlendirilmelidir.
İşçi, işten çıkarıldıktan sonra kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, ödenmeyen maaş, fazla mesai ve diğer işçilik alacaklarını talep edebilir. Şartları varsa işe iade davası açabilir. Ancak özellikle işe iade bakımından süreler oldukça kısadır. Bu nedenle işten çıkarılan işçinin vakit kaybetmeden hukuki değerlendirme yaptırması önemlidir.
İşten çıkarıldıysanız, hak kaybı yaşamamak için fesih bildiriminizi, SGK çıkış kodunuzu, bordrolarınızı, banka ödeme kayıtlarınızı ve varsa işverenle yaptığınız yazışmaları saklamanız gerekir. Her işten çıkarılma süreci kendi içinde farklıdır. Bu nedenle haklarınızın doğru şekilde belirlenmesi ve sürecin usulüne uygun yürütülmesi için hukuki destek alınması faydalı olacaktır.