Güvenlik Soruşturması Olumsuz Çıkan Kişi Memur Olabilir mi?
Kamu görevine atanmak isteyen birçok kişi, sınavları başarıyla geçmesine rağmen güvenlik soruşturması veya arşiv araştırması olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle atamasının yapılmadığını öğrenmektedir. Özellikle polislik, jandarma, uzman erbaşlık, infaz koruma memurluğu, öğretmenlik, zabıt kâtipliği, belediye personelliği ve diğer kamu görevlerine giriş süreçlerinde bu durumla sıkça karşılaşılmaktadır.
Ancak güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması, her durumda kamu görevine girme hakkının tamamen sona erdiği anlamına gelmez. İdarenin tesis ettiği işlem, idari yargı denetimine tabidir. Başka bir ifadeyle, “güvenlik soruşturmanız olumsuz sonuçlandı” denilmesi tek başına yeterli değildir; bu işlemin hukuka uygun, somut, gerekçeli, ölçülü ve denetlenebilir olması gerekir.
7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu’na göre arşiv araştırması, statüsü veya çalıştırma şekli ne olursa olsun ilk defa veya yeniden memuriyete ya da kamu görevine atanacak kişiler hakkında yapılır. Güvenlik soruşturması ise bazı görevler bakımından arşiv araştırmasına ek olarak uygulanır. Özellikle emniyet, jandarma, sahil güvenlik, istihbarat teşkilatı, ceza infaz kurumları, öğretmenlik, üst kademe kamu yöneticiliği ve özel kanunları gereğince güvenlik soruşturmasına tabi görevlerde bu süreç önem taşır.
Burada kritik nokta şudur: Güvenlik soruşturması sonucunda elde edilen bilgiler doğrudan ve otomatik olarak kişinin elenmesi sonucunu doğurmamalıdır. Kanun, elde edilen verilerin Değerlendirme Komisyonu tarafından incelenmesini ve komisyonun nesnel, gerekçeli bir değerlendirme yapmasını öngörmektedir. Ayrıca mahkemeler tarafından istenildiğinde bu bilgilerin sunulması gerekir.
Dolayısıyla idare, yalnızca “uygun görülmedi”, “güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlandı” veya “atanmanız uygun değildir” şeklinde soyut ifadelerle işlem tesis ediyorsa, bu işlem hukuka aykırılık tartışmasına açık hale gelir. İdarenin dayandığı bilgi, kişinin atanacağı görevle ilgili olmalı; güncel, doğru, somut ve denetlenebilir nitelik taşımalıdır.
Uygulamada güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasına gerekçe yapılan durumlar oldukça çeşitlidir. Kişinin geçmişte hakkında soruşturma yürütülmüş olması, beraat ettiği bir dosyanın bulunması, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, yakın akrabaları hakkında yapılan değerlendirmeler, sosyal medya paylaşımları, istihbari nitelikte bilgiler veya soyut kanaatler bu kapsamda karşımıza çıkabilmektedir.
Ancak bu bilgilerin her biri tek başına ve otomatik şekilde kamu görevine engel kabul edilemez. Özellikle kesinleşmiş mahkûmiyet bulunmayan, kişinin görevine doğrudan etkisi somut olarak açıklanmayan veya yalnızca aile bireylerine ilişkin bilgilerden hareketle tesis edilen işlemler bakımından, idari işlemin hukuka uygunluğu ayrıca değerlendirilmelidir.
Anayasa Mahkemesi kararlarında da güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında elde edilen bilgilerin kişisel veri niteliğinde olduğu kabul edilmektedir. Bu nedenle söz konusu bilgilerin kullanılması, yalnızca idarenin takdir yetkisi kapsamında değil; özel hayata saygı hakkı, kişisel verilerin korunması hakkı, adil yargılanma hakkı ve gerekçeli karar hakkı yönünden de incelenmektedir. Anayasa Mahkemesi, Fatih Saraman başvurusunda güvenlik soruşturması kapsamında kanunen verilmemesi gereken kişisel verinin idari makamlara açıklanması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.
7315 sayılı Kanun da kişisel verilerin doğru, güncel, amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü şekilde kullanılmasını öngörmektedir. Ayrıca güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması işlemlerinde elde edilen kişisel verilerin amacı dışında işlenemeyeceği ve aktarılamayacağı düzenlenmiştir.
Bu nedenle güvenlik soruşturması olumsuz çıkan kişinin öncelikle kendisine tebliğ edilen işlemi dikkatle incelemesi gerekir. İşlemde hangi gerekçeye dayanıldığı, kararın hangi kurum tarafından verildiği, tebliğ tarihi, başvuru yolu ve dava açma süresi büyük önem taşır.
İdari işlemlere karşı dava açma süresi kural olarak tebliğ tarihini izleyen günden itibaren başlar. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’na göre özel kanunlarda ayrı bir süre öngörülmemişse idare mahkemelerinde dava açma süresi 60 gündür. Bu süre hak düşürücü niteliktedir; bu nedenle güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanan kişinin süreci geciktirmemesi gerekir.
Güvenlik soruşturması nedeniyle ataması yapılmayan kişi, idare mahkemesinde iptal davası açarak işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürebilir. Dava dilekçesinde işlemin soyut gerekçeye dayanıp dayanmadığı, elde edilen bilginin göreve etkisinin açıklanıp açıklanmadığı, Değerlendirme Komisyonu tarafından somut ve gerekçeli bir değerlendirme yapılıp yapılmadığı, kişinin geçmişteki dosyalarının niteliği, kesinleşmiş mahkûmiyet bulunup bulunmadığı ve işlemin ölçülü olup olmadığı tartışılmalıdır.
Ayrıca yalnızca kişinin kendisiyle ilgisi olmayan akraba kayıtları, eski tarihli ve güncelliğini yitirmiş bilgiler, beraatle sonuçlanmış dosyalar veya varsayıma dayalı istihbari notlar üzerinden kişinin kamu görevine alınmaması, her somut olay özelinde hukuka aykırılık oluşturabilir. Burada önemli olan, idarenin takdir yetkisini sınırsız kullanıp kullanmadığıdır. İdare takdir yetkisine sahip olsa da bu yetki keyfî şekilde kullanılamaz.
Sonuç olarak güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması, kişinin hiçbir hukuki imkânı kalmadığı anlamına gelmez. Bu tür işlemler idari yargıda iptal davasına konu edilebilir. Somut gerekçeye dayanmayan, kişinin atanacağı görevle bağlantısı kurulmayan, ölçüsüz ve denetlenebilir olmayan güvenlik soruşturması işlemlerine karşı hukuki yollara başvurulması mümkündür.
Bu nedenle güvenlik soruşturması olumsuz çıkan kişilerin, tebliğ tarihinden itibaren dava açma süresini kaçırmadan hukuki destek alması önemlidir. Çünkü idari davalarda haklı olmak kadar, süresinde ve doğru hukuki gerekçelerle başvuru yapmak da belirleyicidir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olay, ilgili kişinin başvurduğu görev, hakkında elde edilen veriler, idarenin gerekçesi ve tebliğ edilen işlem özelinde ayrıca değerlendirilmelidir.